GWO (Global Wind Organization) eğitimleri

Kocaeli’nin Kandıra ilçesindeki rüzgar enerji santralimizdeki teknikerlerimizin ve genç mühendisimizin eğitimlerini tamamladığımız bir süreçte, “Yüksekte güvenli çalışmak için gereken GWO eğitimini ben de almak istiyorum” deyince şaşıran ekibe hayat felsefelerimden birinin tekrar altını çizdim: Herkes her yaşta eksiklerini tamamlasın. Eğitim her dönemde şart! devamı...

Ritz-Carlton, Istanbul’un 20. Senesi kutlu olsun!

Ritz-Carlton, Istanbul’un açılış hikayesi Harvard Business Review’un vaka çalışmaları arasına rahatlıkla girebilecek nitelikte. O günden bugüne çok şey yaşandı ve değişti. Zaman hızlı akıyor. Geçen hafta otelin 20. senesini kutladık. Bu vesileyle otelin açılış hikayesini sizlerle detaylı paylaşmamın zamanı geldi. devamı...

İstanbul’daki taksi sorunu

Onlarla olmuyor, onlarsız da olmuyor. Böyle bir ikilemde yıllardır süregelen, bir türlü çözülemeyen ve son dönemde artık iyice rahatsız edici olmaya başlayan İstanbul’daki taksi sorununu masaya yatıracağım. Tabii her zamanki gibi çözüm önerilerimi sıralayarak… devamı...

Orman yangınlarıyla mücadele platformunun doğuşu

Ağustos ayında orman yangınları başlamıştı ve bir hafta boyunca hiçbir şey yapamamış olmaktan dolayı içim içimi yiyordu. Sonunda dayanamadım ve aktivist karakterimin beni dürtmesiyle profesyonel olarak drone imal eden genç bir mühendis arkadaşımı aradım. Gerisi geldi… devamı...

Türk sporunun yüzümüzü güldüren şahsiyetleri

Spor da dahil hayatımızın her alanında içimizi karartan olaylara sürekli tanık oluyoruz. Bugün ise hem Türk sporunda ciddi başarılar elde etmiş hem de karakterleriyle etraflarına ışık saçan spor insanlarını kaleme alacağım: 35. Galatasaray SK başkanı ve maalesef dün kaybettiğimiz Duygun Yarsuvat, paralimpik yüzücü Sümeyye Boyacı, Avrupa üçüncüsü kadın voleybol takımımız, kadın boksunda olimpiyatlarda ilk madalyaları kazandıran Busenaz Sürmeneli ile Buse Naz Çakıroğlu ve okçulukta ilk altın madalyayı kazanan Mete Gazoz. devamı...

Orman yangını felaketlerinin düşündürdükleri

Temmuz ayının son yazısı için hidrojen konusunu ele almaya hazırlanırken hepimizi dehşete düşüren orman yangınları gündeme bomba gibi düştü. Ben de doğal olarak yazı gündemimi değiştirdim. Bu yazımda farklı bir perspektiften analiz yaparak orman yangınlarını ele alırken, yaratılan polemiklere de değineceğim. devamı...

Ülkemizde hayvan haklarının hakkını verebilecek miyiz?

Genel olarak ülkemizdeki hayvanların maruz kaldığı muamele içimi acıtan, canımı ciddi anlamda yakan bir konudur. İçinde yaşadığımız toplumun yüz karasıdır. Memlekette hayvan hakları diye bir şey yokken 14 Temmuz günü çok uzun zamandır beklenen “hayvan hakları yasası” teklifi birçok itiraza rağmen onaylandı. Bu yasa bende iki intiba bıraktı. Birincisi hiç yoktan iyidir, ikincisi de hayvanları korumaktan uzak bu yasayla ilgili daha yapacak çok işimiz var. devamı...

Sel felaketleri için risk azaltma

Gün geçmiyor ki Türkiye’de ve dünyada sel felaketi haberleri almayalım. Geçen hafta Türkiye, Almanya, Belçika, Avusturya ve Hollanda’nın farklı bölgelerinde yaşanan seller bunun en güncel örnekleriydi. Sel felaketlerinin artarak devam edeceği öngörüsünde bulunursak, bu yazıda ele aldığım ‘oluşan riskleri nasıl ortadan kaldırabilir veya en azından azaltabiliriz?’ sorusunu yanıtlamak kritik önem taşıyor. devamı...

Penaltı şampiyonu İtalya’nın başarı öyküsü

1994 yılında ABD’de Harvard Üniversitesi’nde yaz dersleri alırken denk düşmüş, Boston’da İspanya–İtalya çeyrek finalini seyretmiştim. Geçenlerde (11 Temmuz) sonuçlanan Avrupa Futbol Şampiyonası bana 94’teki Dünya Kupası’nı çağrıştırdı. Tabii bir farkla. Bu defa finalde penaltılarla kazanan İtalya oldu. devamı...

Aşı olun!

Aşılama konusunda sürekli bir polemik var. Bir tarafta kafaları karıştıran komplo teorisi tadında aşı karşıtlığı dezenformasyonu, diğer tarafta virüsü yenebilmek için herkesi aşılama çabası. İnsanlığın kaderini şekillendirecek bu mücadeleyi her zamanki gibi bilim aklının kazanmasını diliyorum. devamı...

Ders niteliğinde bir RES projesinin kurtarılması -3- (T1’i devreye alma)

Kocaeli’nin Kandıra ilçesinin Babalı Mahallesi’ndeki Rüzgar Enerji Santrali (RES) Projemizi nasıl batmaktan kurtardığımızı, sonrasında da yaşadığımız ağır kanat kazasını yazmıştım. Bu yazımda rüzgar santralimizdeki ikinci (T1) türbinimizi yaşanan diğer zorluklara rağmen nasıl devreye aldığımızı sizlerle paylaşacağım. devamı...

Sıkça sorulan sorulara cevaplarım 10

Blog yazılarımı düzenli takip edenler bilir: Beni şahsen tanıyan veya tanımayan çeşitli kişilerden farklı kanallar aracılığıyla gelen soruları biriktirip, yeri geldiğinde toplu olarak yanıtladığım bir yazı dizim vardır. Bu hafta da bunların 10.’sunu yayınlıyor ve son dönemde sık yöneltilen soruları cevaplıyorum. devamı...

İyi olarak kalmak bir mücadeledir bu dünyada

Breaking Bad dizisini yeni bitirdim. Dürüst, etik değerleri yüksek ve kendi halinde bir lise kimya öğretmeninin kanser olduğunu öğrendikten sonra nasıl azılı bir suçluya dönüşüp Amerika’nın en büyük uyuşturucu baronlarından biri haline geldiğini işleyen bu senaryo harikası diziyi bitirdikten sonra dizinin kısa bir analizini ve bana neler hissettirdiklerini sizlerle paylaşmak isterim. devamı...

İstanbul’da pandemiyle değişen hayat koşulları

İçinde bulunduğumuz salgın, hayatımızı her anlamda etkiliyor. Vefat edenlerin sayılarının gün geçtikçe artması, Covid-19 pozitif çıkanların sayılarının artan bir oranda çoğalması, çemberin daraldığını hissetmemiz ve sağlık sorunu yaşamasak bile hayat koşullarımızın gün geçtikçe zorlaşması… Yaşadıklarımdan örnekler vererek pandemi döneminde İstanbul’da yaşamanın zorluklarını paylaşacağım. devamı...

2020-21 Süper Lig “Kaos Sezonu”

Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş... Türk sporunu yönlendiren Türkiye’nin en büyük 3 spor kulübü, ilklerin yaşandığı 2020-21 Süper Lig’inde kıyasıya rekabete girmiş durumdalar. Covid-19 salgının yaşandığı bir dönemde alevlenen bu amansız rekabet ciddi bir kaos ortamı yaratmanın yanı sıra, zaten sıkıntılı olan toplumun psikolojisini daha da bozuyor. Bu yazımda, söz konusu kaos ortamını yaratan sorunlara ve çözüm yollarına yer veriyorum. devamı...

Covid-19 salgınından nasıl kurtuluruz?

Ülkemizde ilk Covid-19 vakası bundan yaklaşık bir yıl önce tespit edildi. O gün bugündür hayatımızda çok şey değişti. Değişmeyense artarak devam eden Covid-19 vakaları ve büyüyen panik atak ortamı. Çevremdeki herkes tünelin ucundaki ışığı göremiyoruz diyor, bense size bu makalede önerdiğim yöntemler uygulandığı takdirde 1 sene içinde salgının tamamen bitmesinin mümkün olduğunu düşünüyorum. İlgililere duyurulur. devamı...

Cesur yürek girişimci kardeşlerime öğütlerim

Geçen hafta ‘egirişim’ adlı mecrada röportajım çıktı. Bu röportajda geçmişteki tecrübelerime değinirken genç girişimci adaylarına da öğütlerde bulundum. Bu yazımda insanlığa faydalı işler yapma çabasında olan cesur yürek girişimci kardeşlerime öğütlerimi çoğaltıp detaylandıracağım. devamı...

Türk futbolunun geleceği artan bir hızla kararıyor

Pandemi sonrası verilen aradan sonra yazın oynanan maçlarla ligler 26 Temmuz’da tamamlandı. 47 günlük aradan sonra 2020-21 sezonu bu hafta seyircisiz maçlarla açıldı. İçinde bulunduğumuz dönemde, böyle karamsar bir ortamda Türk futbolu için pek umut ışığı göremiyorum. devamı...

Kadınların haykırışı #challengeaccepted

Geçtiğimiz haftalarda kadına şiddet ve kadın cinayetleri haberleri manşetlerden eksik olmadı. Bu şiddet haberlerinin sonunda Pınar Gültekin’in vahşice katledilmesi bir akımın başlamasına ön ayak oldu. #challengeaccepted kampanyasıyla siyah beyaz resimlerini paylaşan kadınlar sadece Türkiye’de değil, tüm dünyadaki kadınların desteğini ve katılımını teşvik ettiler. Peki, ses getiren bu kampanyadan gerçek anlamda bir sonuç elde edildi mi? devamı...

Salgının öğrettiği iletişim kuralları

Afet ve kriz dönemlerinde derinleşen sorunlarımızı çözüme kavuşturmanın en etkin yolu doğru iletişimdir. Geçenlerde iletişim konusunda fikirlerini beğendiğim Azime Acar’ın “Salgının öğrettiği 10 İLETİŞİM KURALI” başlıklı yazısını keyifle okudum. Bu yazıdaki fikirlerine aynen katıldığım gibi benim de yapacağım birkaç eklemeyle salgının öğrettiği iletişim kurallarını sizlerle paylaşmak isterim. devamı...

Beyinlerde hiç bitmeyen veba: Irkçılık

2018 senesinde düzenlenen Dünya Kupası’ndan sonra ırkçılıkla ilgili bir makale kaleme almıştım. Burada Türk asıllı Alman futbolcu Mesut Özil ve Türk asıllı İsveçli futbolcu Jimmy Durmaz’ın milli takımlarında ırkçılığa varan talihsiz olaylara maruz kaldıklarına dikkat çekmiştim. Dünya’nın hemen hemen her köşesinde tanık olabileceğiniz ırkçılık vebası bu sefer ABD’de patladı, sonrasında da protestolar tüm dünyaya yayıldı. devamı...

#FesttogetherEvde

Geçen sene “Eğlen İz Bırakma” mottosuyla ilkini düzenlediğimiz Festtogether, Türkiye’de ilk defa oluşturulan sürdürülebilirlik üzerine kurgulanmış konsepti ve muhteşem programıyla tüm katılımcıların keyif almasını sağlamıştı. Bu sene de Covid-19 salgını yaşadığımız günlerde Türkiye’de yine bir ilke imza atılarak evde festival kavramı getirildi. devamı...

Sıkça sorulan sorulara cevaplarım 8

Blog yazılarımı takip edenler, iş hayatıma veya farklı konulardaki görüşlerime dair yöneltilen sorulara belli aralıklarla yanıtlar verdiğimi bilirler. “Sıkça Sorulan Sorular” yazı dizimin sekizincisinde; hayal ettiğim dünya, yaptığım konuşmalar, “Turkia” isim önerim, TİDER’in sürdürülebilirliği ve yenilenebilir enerji piyasasının dinamikleri hakkında sorularınızı yanıtlıyorum. devamı...

‘Bayan’dan ‘Kadın’a; eşitlik mücadelesinde laftan ötesi…

İlk kez yıllar önce eski bir arkadaşımın dikkatimi çekmesiyle haberdar olduğum ‘bayan’ ve ‘kadın’ sözcükleri arasında cinsiyetçi bir fark olduğu görüşünü halen biraz şekilci bulsam da, eğitimden spora, iş yaşamından ailedeki konumuna dek Türkiye’de kadınların toplumsal eşitliği yönünde kat edilmesi gereken çok mesafe olduğuna inanıyorum. Bu haftaki yazımda, kişisel deneyimlerim ve attığım bazı somut adımlar üzerinden kadın meselesine yaklaşımımı sizlerle paylaşmak istedim.   devamı...

McGill ünlüleri ve ‘yer altından’ notlar

Geçen hafta kaleme aldığım yazıda McGill Üniversitesi’ne nasıl girdiğimi ve orada edindiklerimin yaşamıma ne tür önemli katkıları olduğunu paylaşmıştım (http://www.serhansuzer.com/tr/ufuk-acan-bir-deneyim-mcgill-yillarim). Bu hafta sosyal yaşamının önemli kısmı yer altında kurulmuş olan Montreal şehri ve dünyaya pek çok değerli bilim ve sanat insanı kazandırmış üniversitem hakkında daha detaylı ve özel bazı bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum.   devamı...

Ufuk açan bir deneyim: McGill yıllarım

Mezunu olduğum McGill Üniversitesi’nin geçtiğimiz hafta İstanbul’daki bir etkinliğine katıldım. Bu güzel davet beni yıllar öncesine götürürken hayatımda önemli yeri olan birçok anımın da yeniden canlanmasına vesile oldu. Böylece okuduğum üniversiteyle ilgili yaşadıklarımı, hayatımdaki yerini ve etkilerini paylaşmak istedim bu hafta sizlerle. devamı...

Biz bitti demeden bitmeyecek ego!

2016 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda ülkemizin aldığı başarısız sonuçlar, büyük oranda bunun altında yatan ego problemleri üzerine bir kez daha düşünmeme yol açtı. Futboldan okul yaşamına, iş dünyasından gündelik hayata dek şişik bir egonun göstergesi olan tavırların, gerçek anlamda güçlü olmakla çeliştiğini gözlemlemişimdir hep. Bunu örneklendiren çeşitli deneyimlerime yer verdim bu haftaki yazımda.   devamı...

Büyük çoğunluğa göre ‘Vefa’ bir semt ismidir

Güzel Türkçemizde iğneleme amacıyla kullanılan böyle mecazi bir deyim vardır. Kimilerine göre ‘Vefa’ İstanbul’da bir semtin ismidir, bu kelime başka bir anlam ifade etmez. İğnelemenin hedefi olan kişiler kimseyi umursamaz, bencildirler. Kimileri ise ‘vefa’nın hakkını vererek yaşar. Kendilerine değer verenlere, iyi hissetmelerini sağlayanlara, katkı verenlere vefalarını çeşitli yollarla gösterirler. devamı...

“EĞİTİM, EĞİTİM, EĞİTİM” İŞTE BÜTÜN MESELE BU…

Son yazımda Türk sporundaki problemlerin çözümünün eğitimden geçtiğini yazmış, çocukların gençlerin eğitiminin yanı sıra, ebeveyn ve eğitici eğitimlerini de çok daha ciddiye almamız gerektiğini söyleyip bu konuda üzerime düşeni, elimden geldiğince yapmaya çalıştığımı eklemiştim. devamı...