Türk futbolunun utanç gecesi

27 Temmuz 2022 akşamı Türk futbolunun utanç gecesi olarak tarihe geçti. Dinamo Kiev’le kendi sahasında verdiği mücadeleyi kaybeden Fenerbahçe taraftarları golü yedikten sonra “Vladimir Putin” diye tezahürat yaptı. Nereden bakarsanız bakın hepimizin yüzünü kızartan bu olaydan sonra Fenerbahçe taraftarlarının, medyasının ve kulübünün klasik reaksiyonu, suçu golü atan futbolcuya yükleme, kabullenmeme ve sonrasında da olayın üstünü örtmek oldu. Bu yazımda konuyu analiz edip bu vahim olaydan sonra bence yapılması gerekenleri sıralayacağım.

Fanatiklik ülkemizin en ciddi sorunlarından biri. Öyle bir noktaya geldik ki, hayatımızın her alanında insanların fanatikliğine maruz kalabiliyoruz. İşe giderken, sabah koşusu yaparken, tatildeyken, toplu taşıma aracındayken, parktayken ve hatta en rahatlamamız gereken ortamlarda bile insanların şuursuz davranışlarıyla muhatap olabiliyoruz. Bu insanların deşarj olmak için gittiği ve küfrün gırla sarf edildiği futbol maçlarında özellikle ortaya çıkıyor.

Buna defalarca tanık oldum. En aklı başında ve efendi insanlar bile o maç atmosferinde kendilerini kaybedip başka bir yaratığa dönüşebiliyorlar. Buna kadınlar da dâhil. Locada oturan şık giyimli ve eğitimli olduğu her halinden belli bir kadının kendini kaybedip sağlam küfür edebildiğine bizzat tanık oldum.

Tüm bu fanatiklik ve aşırılıkların arasında bazen öyle anlar oluyor ki “yok artık, bu kadarı da çok fazla” diyebiliyorsunuz. Geçen gece oynanan Fenerbahçe-Dinamo Kiev maçında da işte böyle anlar yaşandı. Hemen baştan belirteyim, okuyucularım benim Galatasaraylı olduğumu bilirler. Bu yazıyı lütfen Fenerbahçe-Galatasaray rekabeti alçaklığına düşürmeyin. Bunu yapan Galatasaray taraftarı olsa yine aynı yazıyı yazardım. Burada asıl sorun şuursuz fanatiklik ve bence bu, memleketin en ciddi meselelerinden.

Golü izleyen tezahürat ve yorumlar

Önce 27 Temmuz akşamı neler yaşandığını hatırlayalım. Dinamo Kiev maçında Fenerbahçeli taraftarların Putin tezahüratı videosunu paylaşıyorum:

 

Dinamo Kiev maçında yapılan bu çirkin tezahüratın haberini de paylaşıyorum: https://www.sozcu.com.tr/spor/futbol/fenerbahce-dinamo-kiev-macinda-vladimir-putin-tezahurati-7273889/?utm_source=ilgili_haber&utm_medium=free&utm_campaign=ilgilihaber

Bu haberde özetle şunu yazıyor: Dinamo Kiev, Fenerbahçe deplasmanında 57. dakikada Vitaliy Buyalskyi 'nin golüyle 1-0 öne geçti. Sarı-lacivertli taraftarlar golün şokunu yaşarken, rakip oyuncunun kışkırtıcı gol sevinciyle sinirlendi! Fenerbahçe tribünlerinden 'Vladimir Putin' tezahüratı geldi.

Bu haberdeki “kışkırtıcı gol sevinci” tanımlamasını bir kenara koyalım. Şimdi muhteşem Türk basının önemli temsilcilerinden, yılların gazetecisi, fanatik Fenerbahçeli Uğur Dündar’ın Dinamo Kiev maçında yaşanan bu olayla ilgili açıklamasına bakalım: https://www.sozcu.com.tr/spor/futbol/ugur-dundardan-putin-tezahurati-aciklamasi-7274825/?utm_source=anasayfa&utm_medium=free&utm_campaign=alt_surmanset

Uğur Dündar’ın ve Fenerbahçe’nin açıklamaları

Uğur Dündar da bu habere göre olayları şöyle yorumluyor: “Viladimir Putin” tezahüratı tabii ki çirkin ve kabul edilemez. Ancak bir grubun anlık tepkisini tüm taraftara ve camiaya mal etme çabası da o tezahürat kadar çirkin!..”

Burada da fanatik Fenerbahçeliliği objektif gazeteciliğine göre ağır basan “büyük üstat” Uğur Dündar’ın “bir grubun anlık tepkisini tüm taraftara ve camiaya mal etme çabası da o tezahürat kadar çirkin!” yorumunu da bir kenara koyalım.

Şimdi gelelim Fenerbahçe Spor Kulübü’nün olayla ilgili açıklamasına: https://mobile.twitter.com/Fenerbahce/status/1552651808031457280/photo/1

Fenerbahçe’nin açıklamasındaki en can alıcı kısmı aşağıda paylaşıyorum:

“Dünkü maçın 58. dakikasında rakip takımın bazı oyuncularının, özellikle geçmişte ülkemizde bir takımda forma giyen yedek kalecilerinin gol sonrası sergilemiş olduğu abartılı hareketler, tribünlerin bir bölümünün galeyana gelmesine ve 120 dakika süren maç içerisinde sadece 20 saniye süren bir reaksiyona sebebiyet vermiştir

Sebebi her ne olursa olsun tribünlerimizin bir bölümünden yükselen reaksiyonu Fenerbahçe Spor Kulübü olarak kesinlikle kabul etmiyoruz.


Kulübümüzün duruşunu ve değerlerini asla temsil etmeyen bu söylemin, tüm taraftarımıza mal edilmesi ve kulübümüze sorumluluk atfedilmesi de adil ve hakkaniyetli bir yaklaşım değildir.

Geldiğimiz noktada; bu konu üzerinden hem ülkemizin hem de kulübümüzün töhmet altında bırakılmasını, yanlış anlaşılmaya sebep olacak şekilde gündem yapılmaya çalışılmasını ve konunun siyasetle ilişkilendirilmesini kınıyoruz.”



İki not ve Ukrayna’dan gelen açıklamalar

Bu açıklamada da iki cümleyi kenara koyalım:

1) “Dünkü maçın 58. dakikasında rakip takımın bazı oyuncularının, özellikle geçmişte ülkemizde bir takımda forma giyen yedek kalecilerinin gol sonrası sergilemiş olduğu abartılı hareketler, tribünlerin bir bölümünün galeyana gelmesine ve 120 dakika süren maç içerisinde sadece 20 saniye süren bir reaksiyona sebebiyet vermiştir."

2) “Kulübümüzün duruşunu ve değerlerini asla temsil etmeyen bu söylemin, tüm taraftarımıza mal edilmesi ve kulübümüze sorumluluk atfedilmesi de adil ve hakkaniyetli bir yaklaşım değildir.”

Şimdi gelelim. Ukrayna cephesine. İlgili haberi paylaşıyorum:  https://www.sozcu.com.tr/spor/futbol/ukrayna-cephesinden-gundem-yaratan-putin-tezahuratlari-icin-aciklama-7274965/

Bu haberde şu yazıyor: Ukrayna Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Oleg Nikolenko sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Fenerbahçe taraftarlarını kınayarak, “Ukrayna, Vladimir Putin'i Türk futbol sahasında 2-1 skoru ile yendi. Türkiye'de darbe yediler, Ukrayna'da da darbe yerler. Türk taraftarlara kazananın tarafında olmayı tavsiye ediyoruz” dedi.

Ukrayna Dışişleri Bakanlığı’nın bu açıklaması bir Türkiye Cumhuriyet vatandaşı olarak beni şahsen utandırdı.

Lucescu: Bunu beklemezdim, yazık!

Galatasaray, Beşiktaş ve Türk Milli Takımı’nın teknik direktörlüğünü yapmış bir isim olan ve Türk futbol seyircisinin yakından tanıdığı Mircae Lucescu bu maçta Dinamo Kiev’in başında Fenerbahçe karşısına çıktı. Başarılı hoca Mircea Lucescu olaylara tepkisini göstermek için karşılaşmanın ardından düzenlenen basın toplantısında yer almadı sadece yayıncı kuruluşa açıklama yapmakla yetindi: https://www.sozcu.com.tr/spor/futbol/mircea-lucescudan-fenerbahce-taraftarina-tepki-7274047/?utm_source=anasayfa_spor&utm_medium=free&utm_campaign=anasayfa_spor_zone_4

Tecrübeli teknik direktör Lucescu, Fenerbahçe taraftarına tepki gösterirken “Her şey planımız dahilindeydi, işledi ve kazandık. Ama taraftarları hesaba katamamışız. Böylesi tezahüratlar beklemezdim. Yazık” ifadelerini kullandı.

Bu yorumların Türkiye’de önemli başarılar elde etmiş, hem Galatasaray’ı hem de Beşiktaş’ı şampiyon yapmış, Türk Milli Futbol Takımı’nın da teknik direktörlüğünde bulunmuş kariyerinde UEFA kupası ve Süper Kupa gibi uluslararası arenada önemli başarıları bulunan ve Türkleri seven bir isimden geldiğini hatırlatmak isterim.

UEFA cezası ihtimali

Bir de bu vahim olaylardan dolayı ufukta UEFA cezası belirdi:  https://www.bbc.com/turkce/articles/cg371r48n7xo?utm_source=newsletter&utm_medium=email&utm_campaign=%F0%9F%92%8A+Rem+u%C3%A7u%C5%9Fu

UEFA, Fenerbahçe-Dinamo Kiev maçında sarı-lacivertli taraftarların sergilediği 'uygunsuz davranışlar' nedeniyle disiplin soruşturması başlatıldığını açıkladı. UEFA'nın resmi internet sitesinden yapılan açıklama şu şekilde; "UEFA Disiplin Yönetmeliği 31. madde uyarında, UEFA Etik ve Disiplin Kurulu, 2022/2023 UEFA Şampiyonlar Ligi 2. ön eleme turunda, 27 Temmuz 2022 tarihinde İstanbul'da oynanan Fenerbahçe - Dinamo Kiev maçındaki Fenerbahçe taraftarlarının ‘uygunsuz davranışları’ nedeniyle disiplin soruşturması yürütülecektir." https://www.milliyet.com.tr/skorer/fenerbahceyi-bekleyen-putin-tehlikesi-iste-uefanin-izleyecegi-yol-6798429

Rusya’da da tahmin edersiniz ki tam tersi bir tepki var. Özellikle Rus fanatiklerin Fenerbahçe’nin bu davranışını çok konuştuğunu ve Rus futbolseverlerin Fenerbahçe’yi desteklediğini aktaran videoyu paylaşmak isterim:


Son olarak dünya basınının bu olayı “utanç verici” ve “skandal” başlıklarıyla verdiğini hatırlatayım:  https://halktv.com.tr/spor/vladimir-putin-tezahurati-dunya-basininda-utanc-verici-686074h

Saptamalar ve çareler

Şimdi gelelim Türk futbolunu lekeleyen bu olayın özüne ve bu ayıbı nasıl bir nebze giderebileceğimize:

1) Konunun özü (Twitter’da gördüğüm bu görüşe katılıyor ve paylaşıyorum): Olayın bir sebebi olması yapılan eylemi meşru mu kılar? Örnek vermek gerekirse, biri bana küfretti diye o kişiyi öldürsem, sonra da “Küfür etmese öldürmezdim” desem ne kadar mantıklı olur? Yaptığım eylemi haklı kılar mı?

2) Sevinci tahrik saymak: Futbolcu bizi tahrik ettiği için bu olaylar patlak verdi diye sosyal medyada ve her mecrada Fenerbahçe’yi savunan arkadaşlara maçın özetini aşağıdaki linkden tekrar izlemelerini ve özellikle golü atan Buyalskyi’nin sevincinin böyle bir tezahüratı doğurmasının normal olup olmadığını tekrar değerlendirmenizi isterim.

 

Hatta gözünüzde net bir şekilde canlanması için Dinamo Kievli futbolcunun sevinirken yaptığı hareketin görüntüsünü de aşağıda paylaşıyorum:

Şimdi soruyorum: “Allah aşkına, bu harekette Fenerbahçe’yi veya taraftarını aşağılayacak ne var? Hakaret mi var? Adam gol attıktan sonra sevinmesin mi? Herkesin kendine has hareketleri var, burada hakaret anlamına gelen bir şey var mı? Örneğin Pascal Nouma gibi tombala mı çekiyor (futbolu yakından takip edenler ne demek istediğimi anlarlar)?

Üstelik yukarıda belirttiğim gibi hakaret bile etse (ki yukarıdaki görüntülerde hakaret etmediği, adamın kendine has sevinç hareketleri yaptığı açık), bu size adamların ailelerini, yakınlarını ve vatandaşlarını katletme emrini veren Rus liderin adını toplu halde tezahüratla zikretme hakkını veriyor mu? Ukrayna'da her gün insanların (buna kadın ve çocuklar da dahil) ülkelerini savundukları acımasız bir savaşta hayatlarını yitirdikleri ve yine kadınların tecavüze uğradığı hiç mi aklınıza gelmiyor? Ayıptır, günahtır!

Ya tersi bize yapılsaydı?

Hâlâ durumun vahametini anlamayan arkadaşlara empati kurabilmeleri açısından şöyle bir örnek vereyim: Futbolcusunuz. Yakın akrabanız (mesela ağabeyiniz) Güneydoğu Anadolu’da çatışırken PKK tarafından öldürülüyor. Ukrayna’ya maça gidiyorsunuz ve golünüzü atıyorsunuz ve kendinize has sevincinizi sergiliyorsunuz. On binlerce Ukraynalı seyirci golden sonra sevindiniz diye “Abdullah Öcalan” diye tezahürat yapıyor... Bilmem anlatabildim mi? Bu nasıl bir kafa yapısıdır?

3) “Taraftar basın” sorunu: Türkiye’de zaten tarafsız basın veya objektif gazetecilik diye bir olgunun pek kalmadığı aşikâr. Ancak basında sadece taraftarlık olgusu var. İstisnasız objektif gazetecilik yapma olgusu yok denecek kadar az. Özellikle başta Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş medyası olmak üzere herkesin bir takımı var. Bu taraflı medyanın klasik refleksleri de takımlarını her daim yüceltmek, taraftarın hoşuna gidecek haberleri yazmak ve gazetenin ratingini artırmak, tuttukları takımın aleyhine bir şey olduğu zaman da cansiperane takımını korumak ve olayların üstünü örtmek için üstün bir çaba sergilemek. Basının evrensel değerlerini düşündüğünüzde, Türkiye’deki spor basınının seviyesinin yerlerde olduğunu söylememe gerek yok zaten. Bir de tabii her gün en az 3-4 sayfayı doldurmak için yazılan yalan haberleri saymıyorum bile. “Usta gazeteci” Uğur Dündar’ın “bir grubun anlık tepkisini tüm taraftara ve camiaya mal etme çabası da o tezahürat kadar çirkin!” açıklaması da Türk basının geldiği yeri çok net gösteriyor. Uğur Dündar’a bir grup taraftar dediği sayının 10 binleri bulduğunu hatırlatmak gerekiyor. Sayı konusunu tartışmak isteyen arkadaşlar, tezahürat videosunu tekrar tekrar izleyebilirler. Sayıların 10 binlere vardığını çok net görebiliyorsunuz, ortada ciddi bir toplu tezahürat var. Hâlâ mı bana katılmıyorsunuz? O zaman bu videoyu ilk olarak paylaşan ve Fenerbahçe taraftarı olduğu halde objektif gazetecilik yapmaya uğraş veren ender kişilerden biri olan, benim de şahsen takdir ettiğim yeni nesil gazeteci Batu Korkürk’ün olayla ilgili açıklamasını izleyin:


Bence Uğur Dündar’ın artık emekli olma vakti geldi de çoktan geçiyor. Uğur Dündar gibi körü körüne fanatiklik sergileyen “gazeteciler” yerine Batu Korkürk gibi yeni nesil pırıl pırıl gazetecileri istiyoruz. Batu Korkürk gibi gazeteciler Uğur Dündar gibilerinin aksine gerçeği ne pahasına olursa olsun söyleyebilen ve özeleştiri yapabilen gazetecilerdir. Zaten olması gereken de budur.

4) Fenerbahçe’nin talihsiz açıklaması: Fenerbahçe Spor Kulübü de bu vahim olay sonrasında yaptığı açıklamayla beklentileri boşa çıkarmadı. Her ne pahasına olursa olsun yapılan yanlışları savunmaya kalkmak da Türklere has bir davranış şekli maalesef. Fenerbahçe Spor Kulübü’nün fanatik taraftarların seviyesine inip bu olayın gol sonrası kışkırtıcı sevinçle ortaya çıktığını söylemesi ve sebep-sonuç ilişkisi kurmaya çalışması da kulübün iyi yönetilmediğini çok net gösteriyor.

Ayrıca olayı 20 saniyelik bir tezahürata indirgemeleri (ki Batu Korkürk’e göre olay yaklaşık 30 saniye sürüyor. Ayrıca daha da vahim olan, bu 10-20 bin seyircinin galeyana gelip büyük bir hırsla “Vladimir Putin” diye tezahürat yapmasıdır). “Kulübümüzün duruşunu ve değerlerini asla temsil etmeyen bu söylemin, tüm taraftarımıza mal edilmesi ve kulübümüze sorumluluk atfedilmesi de adil ve hakkaniyetli bir yaklaşım değildir” açıklamasını da komik buluyorum. Bu açıklamayı yazan kulüp profesyonellerine (ve onları yönlendiren yöneticilere) şunu sormak lazım: Bu tezahüratı hangi futbol taraftarına mal edelim ve hangi kulübe sorumluluk atfedelim? Fatih Karagümrük mü? Başakşehir mi? İstanbulspor mu? Siz seçin, biz de sizin yerinize onları sorumlu tutalım. Şaka bir yana bu açıklama bence tam bir fiyasko.

Yapılması gerekenler

Fenerbahçe Spor Kulübü’nün bu olaydan sonra yapması gereken iki şey vardı:

a) “Bu olay kesinlikle yanlıştır, tasvip etmiyoruz hatta kınıyoruz ve incinmiş olan tüm Ukrayna vatandaşlarından özür diliyoruz, Dinamo Kiev’e de maçlarında başarılar diliyoruz” tadında bir açıklama yapmaları.

b) Bu tezahüratı yapan seyircileri tek tek tespit edip (ki bu teknoloji var) o seyircilere ömür boyu stada girme cezası vermeleri gerekiyordu. İnsanlığını kaybedecek kadar şuursuz olan fanatiklerin futbol stadyumlarında işi yok bana göre. Onların yerine etik kuralları ve sınırları olan, küfür etmeyecek ve pozitif kültürün yayılmasına vesile olacak taraftarların statlara kazandırılması gerekiyor.

Fenerbahçe bunları yapsaydı o zaman kurumsal olarak bu olayı desteklemediklerini ve resmi açıklamalarının samimi olduğunu herkese inandırırlardı. Hatta takdir bile görürlerdi. Şimdi de belki UEFA’dan ceza gelecek.

5) Fanatikliğin yarattığı körlük: Bu arada Fenerbahçeli binlerce taraftar da Rus fanatiklerin bu olaydan dolayı gösterdikleri sevgi gösterilerine kayıtsız kalmıyor. Sosyal medyaya şöyle kısaca baktığımda maalesef bu ayıbı aklama telaşında olan ve yapılanı savunan Fenerbahçeli taraftar sayısı, eleştiren Fenerbahçeli taraftar sayısından daha fazla. Fanatikliğin her yerde (bu tüm takımlar için geçerli) zirve yaptığı ülkemizde tüm medya ve sosyal medya mecralarında yapılanın yanlış olduğunu açıklamak, fanatiklikte ısrar edenleri de tespit edip haklarında işlem başlatmak gerekiyor. Yapılacak işlemlerden biri stada bu kişileri sokmamak ve ciddi anlamda ileri gidenlere de (insanlık dışı ve şiddet içeren yorum yapanlara) cezai işlem başlatmak olabilir.

Bu olay umarım yanlış giden şeyleri düzeltmek için bir başlangıç olur. Yazının başında söylediğim gibi burada bahsettiğim sadece Fenerbahçe için değil, tüm futbol kulüpleri için geçerli. Yukarıdaki tavsiyeleri de tüm spor kulüplerine veriyorum.

Daha yaşanabilir bir dünya için fanatik davranışlar yerine empati ve toleransın geliştiği bir toplumda yaşamak hepimizin hakkı. Bu ortamı yaratacak olanlar da başta ülkeyi yönetenler olmak üzere bu topraklarda yaşayan herkes. Umarım yeni nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakabiliriz.

 

Not:

1. Ali Koç'un "özür dilemiyorum" açıklaması: Bu yazıyı kaleme aldıktan sonra Ali Koç'un bu çirkin tezahüratlarla ilgili açıklaması geldi: Fenerbahçe Başkanı Ali Koç ateş püskürdü - Son dakika spor haberleri – Sözcü (sozcu.com.tr). Bu da yaptığı konuşmanın videosu: 

 

Ali Koç'un bu yaptığı talihsiz konuşmanın hiçbir yenilir yutulur tarafı yok. Resmen insanlıktan çıkmış bir şekilde tezahürat yapan taraftarları koruyor, kolluyor ve gelen haklı eleştirileri de klasik üst tonuyla eleştiriyor. Bir de "20 saniyecik" söylemi de çok saçma. 20 saniye az bir zaman mı (ki yukarıdaki videodan en az 30 saniye olduğunu görebiliyorsunuz)? Hadi diyelim sizin ısrarla yanlış rakam vererek söylediğiniz gibi süre 20 saniyecik, en az 10.000 kişinin 20 saniye bir tezahüratı büyük bir hırsla yaptıklarını düşünün ortaya çıkan manzara Fenerbahçe camiasına yakışıyor mu? Saçma sapan bahanelerin arkasına sığınmayın. Önemli olan tezahüratın süresi değil, büyük kalabalıkların herkesin farkedeceği şekilde bu söylemlere tenezzül etmeleri ve Fenerbahçe başkanının da bu çirkinliğe imza atanları korumak için elinden geleni yapmasıdır. 

Özellikle "Ukrayna'dan özür dileyecek misiniz?" sorusuna “Hayır dilemeyeceğiz. Niye dilemeyeceğimizi anlatacağız. Ukrayna Büyükelçisi'nin hadsiz söylemlerinden sonra onlar bizden özür dilemeli. Siz herhalde maçta bulunmadınız. Medyada her konumuza maydanoz olan rakip taraftarların sosyal medyada yaptığı çalışmalardan etkilenmiş olmanız lazım. Buraya çıkıp Ukrayna'dan özür dilememizi istemeniz Fenerbahçe Spor Kulübü'ne hakarettir” ifadelerini kullanması nasıl bir ruh halinde olduğunu ve fanatikliğinin ne kadar ileri derecede olduğunu gösteriyor. Kendini kaybetmiş durumda. Bu yaptığı söylemlerle Koç Holding'e, Fenerbahçe'ye ve en önemlisi de Türkiye'ye büyük zarar veriyor. Diğer bütün kirli siyasetçiler gibi yanlış yaptıklarını bile bile üste çıkmak için kendi safını belirleme ve ayrıştırma peşinde.  

Bence Ali Koç hiç iyi yolda değil. Söylemleri suç teşkil ediyor. Normal şartlarda savcıların harekete geçmesi ve federasyonun Ali Koç'a, bu tezahüratları yapan taraftarlara ve Fenerbahçe Spor Kulübü'ne sağlam yaptırımlarda bulunması gerekir. Ama Ali Koç sanki Türkiye'de orman kanunları işliyormuş gibi davranmaya ve üst tondan konuşmaya devam ediyor. Yaklaşımı aynen şöyle. Biz 20 Milyon taraftarız. Türkiye'nin en güçlü sivil toplum kuruluşuyuz (ki bu söylem de doğru değil). Güçlüyüz, bize kimse karışamaz, istediğimizi yaparız, kimseden de özür dilemeyiz.

Basiretsiz yöneticiler yüzünden Türkiye'nin imajını bozarak ciddi zarar verdikleri yetmediği gibi bir de UEFA'dan da ciddi ceza yiyip bu kötü imajlarını pekiştirebilirler. Bence Ali Koç'un bu işleri bırakma vakti çoktan geldi. Daha fazla ailesine, Koç Holding'e, Fenerbahçe'ye ve Türkiye'ye zarar vermeden istifa etmesi gerekiyor. Hiç öyle "bu sene şampiyon olacağız" diye beklemesine gerek yok. Fenerbahçe'nin kendisine ihtiyacı yok. Ali Koç'un, onun gibi düşünenlerin ve diğer bütün fanatiklerin tüm değerlerden üstte tuttukları şampiyon olma ve yıldız takma işini Ali Koç olmadan da gerçekleştirebilirler. 

Ayrıca şampiyonluktan, turnuvalardan veya spor müsabakalarından çok daha önemli şeyler var bu hayatta. Aslolan insani değerlerdir. Barış içinde, huzurlu ve güzel bir yaşam sürdürebilmektir.

 

2. UEFA'nın Fenerbahçe'ye verdiği ceza: Beklenen oldu ve bu yazıyı kaleme aldıktan sonra "UEFA Disiplin Yönetmeliği 31. madde uyarında, UEFA Etik ve Disiplin Kurulu, 2022/2023 UEFA Şampiyonlar Ligi 2. ön eleme turunda, 27 Temmuz 2022 tarihinde İstanbul'da oynanan Fenerbahçe - Dinamo Kiev maçındaki Fenerbahçe taraftarlarının ‘uygunsuz davranışları’ nedeniyle disiplin soruşturması yürütülecektir." açıklamasından sonra UEFA'dan Fenerbahçe'ye ceza verildi. Buna göre;

"Fenerbahçe, uygunsuz davranışları nedeniyle uyarılacak.

"Fenerbahçe Spor Kulübü'nün ev sahibi kulüp olarak oynayacağı bir sonraki UEFA kulüp müsabakası maçında en az 5.000 koltuktan oluşacak bir tribün kapatılacaktır.

"Ayrıca, 50.000 euro para cezası verilecektir.

"Cezanın sebebi; nesnelerin atılması, saldırgan ve kışkırtıcı bir tezahüratın yapılmasıdır.

"Kısmi stadyum kapanışı, iki yıllık deneme süresine tabidir."

Detayları UEFA, Fenerbahçe'ye Dinamo Kiev maçında yaşanan olaylar nedeniyle verdiği cezayı açıkladı | Goal.com Türkçe linkindeki haberden okuyabilirsiniz. 

 

3. Yazdığım yazıya gelen tepki: Yazdığım bu yazıdan sonra açıkçası fanatiklerden tepki göreceğimi bekliyordum. Bir yorum haricinde bir tepki gelmedi. Sanırım bu davranışlardan dolayı utanç duyan ve özeleştiride bulunabilen Fenerbahçelilerin sayısı fazla, bu da iyi bir gelişme.

Ancak her takımda olan bazı fanatiklerin milleti kışkırtmasına ve yanlış yönlendirmesine izin vermemek gerekiyor. Size eğitim görmüş yabancı dil bilen fakat bağnaz fanatiklikten kurtulamamış bir taraftarla linkedin'deki yazışmamı aşağıda paylaşıyorum. Türkiye'nin en büyük sorunlarından biri de sözde okumuş ancak insani değerlerden yoksun ve her türlü aşırılığa kaçabilen insanlarımızdır. 

İlginizi Çekebilir
Yorumlar ( 0 )
Bu yazı hakkında ilk yorumu siz yapın...
Yorumlarınız için